Diş eti vücudumuzu saran derimizin ağız içerisinde özelleşmiş bir parçasıdır. Dolayısıyla diş etimizde de cildimizde olduğu gibi zaman zaman çeşitli nedenlere bağlı olarak renkleşmeler meydana gelebilmektedir. Bu nedenler içerisinde diş eti altındaki amalgam dolgular, diş etine baskı yapan sabit protezler olduğu gibi sigara da bu nedenler arasında sayılabilir. Bu renkleşmeler bazı işlemler ile giderilebilirken bazen sadece hafifletilebilmektedir.

Diş etinde renkleşmeye neden olan hücreler, cildimizde olduğu gibi melanin üreten hücrelerdir. Tütün içeriğindeki nikotin, melanositlerin daha fazla melanin üretmesine neden olarak diş etinin renkleşmesini sağlayabilir. Bu durumda genellikle diş etleri kahverengi ya da siyah renge dönebilmektedir. Bu renkleşmeler sadece bir noktada olabildiği gibi bir kaç noktada ve hatta tüm ağızda dahi görülebilir. Bazı durumlarda yanaklarda, dudağın iç kısmında da olabilmektedir.

Sigara nedenli ortaya çıkan diş eti renkleşmeleri sigara bırakıldıktan sonra geçebilmektedir. Genellikle, sigara bırakıldıktan sonra renkleşmenin rengi daha açık bir renge dönebilmektedir.

Evet, bazı hastalıklarda diş etinde ve ağız içerisindeki diğer dokularda renkleşme ortaya çıkabilmektedir. Bu durum doktorunuz tarafından gerekli muayene ya da testler yapılarak değerlendirilmektedir. Renkleşmeye neden olabilecek hastalıklar; Addison hastalığı, Peutz-Jeghers sendromu sayılabilmektedir.

Minosiklinin nadiren de olsa ağızda pigmentasyona neden olabildiği bilinmektedir. Bu durumda birey, alternatif ilaçlar mümkün olabildiği için doktoruna danışmalıdır.

Depigmentasyon sözcüğü Türkçe olarak, renkleşme meydana gelmiş alanın uzaklaştırılması şeklinde çevrilebilir. Depigmentasyon işlemi çeşitli nedenlerle diş etinde renkleşme meydana gelen hallerde uygulanabilmektedir.

Depigmentasyon işlemi için çeşitli uygulamalar bulunmaktadır. Ancak birinci aşama her zaman diş etindeki renkleşmenin gelişim tamamlandığından beri mi sonradan mı meydana geldiğini öğrenmektir.

Eğer sonradan meydana gelmiş bir renkleşme ise ağız içi muayene sırasında renkleşme alanına komşu dokular değerlendirilir. Bireyin sigara alışkanlıkları, zararlı başka alışkanlıkları (kurşun kalem ısırma vb.) olup olmadığı sorgulanır. Çünkü renkleşmenin tedavisi, sebebin ortadan kaldırılması ile başlar. Aksi halde yapılacak işlem sonrası devam eden aynı alışkanlıklar yeniden renkleşmenin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Depigmentasyon işlemleri çeşitli frezler, bistüriler ya da lazerler ile yapılabilmektedir. Temelde yapılan işlem renkleşen dokunun etrafı ile birlikte uzaklaştırılmasıdır. Ancak dokunun hepsi değil renkleşme düzeyine göre ve anatomik yapısına göre belirli sınırlarda yapılabilmektedir. Bu nedenle bazen renkleşme bazı anatomik nedenler ya da renkleşmenin ulaştığı katmanın derinliği gibi sebeplerle tamamen uzaklaştırılamayabilir.

Depigmentasyon işlemi, lokal anestezi altında yapılmaktadır ve işlem sırasında herhangi bir ağrı duyulmamaktadır.

Depigmentasyon işlemi sonrasında yara yüzeyi bazı durumlarda açık bırakılırken genellikle periodontal patlarla örtülmektedir. Her halükarda ağrı kesici kullanımı önerilmektedir. Ancak bu durum doktor kontrolünde ve doktorun önerilerine uygun olarak yürütülmelidir. Genellikle işlemden bir hafta sonra doku tamamen örtülmüş olmaktadır ancak kırmızımsı yapısı sürmektedir. Zamanla doku kendi rengini alacak ve bir ay tamamlandığında artık son rengine gelmiş olacaktır.
Depigmentasyon işlemi sonrasında antibiyotik kullanımı çok nadiren gerekebilmektedir. Doktorunuz gerekli görürse reçete edecektir.